DOCUMENTARY CREDITS: On the Basis of the Documents Alone

AKDİ BELGELİ ÖDEME: Yalnızca Belgeler Esas Alınarak

“Uygun Sunum” Tanımı

Akreditif işlemlerini düzenleyen UCP 600 ICC kurallarının 2. Maddesi, “uygun sunumun, akreditifin hüküm ve koşullarına, bu kuralların uygulanacak hükümlerine ve uluslararası standart bankacılık uygulamalarına uygun bir sunum anlamına geldiğini belirtir.” Bu nedenle, bir akreditif kapsamında sunulan belgelerin, ilgili hiyerarşiye uygun olarak akreditifin koşullarına, UCP 600 hükümlerine ve uluslararası standart bankacılık uygulamalarına uygun şekilde hazırlanması gerekir.

Belge İnceleme Kriterleri

Peki, belgelerin incelenmesinde hangi kriterler kullanılmalıdır? Cevap, UCP 600’ün “Belgelerin İnceleme Standardı” başlıklı 14. Maddesi’nde bulunabilir. Özellikle (a) fıkrası şöyle der:

“Atanmış bir banka, atama uyarınca hareket ederken; varsa bir teyit bankası ve açan banka, sunumu inceleyerek belgelerin yalnızca kendilerine dayanarak, ilk bakışta uygun bir sunumu oluşturup oluşturmadığını tespit etmelidir.”

(Not: Bu maddeyi tam olarak anlamak için UCP 600’ün 4. (Akreditifler ve Sözleşmeler), 5. (Belgeler ve Mallar, Hizmetler veya Performans) ve 34. (Belgelerin Etkililiğine İlişkin Sorumluluk Reddi) Maddeleriyle birlikte okunması tavsiye edilir.)

“Yalnızca Belgelere Dayanarak”

Bu nedenle, belgelerin “yalnızca belgelere dayanarak” değerlendirilmesinin akreditif işlemlerinin temel bir ilkesi olduğu söylenebilir. Bankalar, belgeleri yalnızca ilk bakışta akreditif koşullarına, UCP 600’e ve uluslararası standart bankacılık uygulamalarına uygun olup olmadıklarını tespit etmek üzere incelemekle yükümlüdür; belgelerin “fiili” uygunluğunu değerlendirmek zorunda değildirler. Esasen “dört köşe kuralı” geçerlidir; yani belgenin dört köşesi içinde belirtilen hususlar esastır.

Belgeleri incelemekle görevli bankaların, belgelerde yer alan verilerle ilgili olgusal veya hukuki hususları tespit etmek için sunulan belgelerin ötesinde değerlendirmeler yapma yükümlülüğü yoktur. Yükümlülükleri, belgeleri UCP 600’de belirtilen “uygunluk” kriterlerine göre olup olmadıklarını tespit etmek üzere titizlikle ve “mesleki özen” göstererek incelemekle sınırlıdır.

“İlk Bakışta”

Ayrıca, belgeleri incelemekle görevli bankalar, sunumun “ilk bakışta” usulüne uygun olup olmadığını tespit etmelidir. “İlk bakışta” terimi, bir belgenin yalnızca ilk sayfasının karşıt tarafının incelenmesi anlamına gelmez; aksine, sunumun kuralların temelindeki mantığa uygun olarak incelenmesi gerektiğini vurgular. Belgeler öngörülen kriterlere göre incelenmişse, bir belgenin daha sonra sahte, tahrif edilmiş veya yetkisiz bir şekilde düzenlenmiş olduğunun ortaya çıkması halinde bankalar sorumlu tutulamaz.

Yukarıdakilerin ışığında, uygulamacıların, talep edilecek veya sunulacak herhangi bir belgenin özelliklerini (düzenleyen taraf, içerik, gerekli ibareler vb. açısından) akreditifte açıkça tanımlamaları tavsiye edilir. Örneğin, “bağımsız bir denetim şirketi tarafından düzenlenmiştir” ibaresiyle birlikte sunulsa bile “sevkiyat öncesi denetim belgesi” talebi, bir akreditifin lehdarının gerekli hizmeti usulüne uygun olarak yerine getirip getirmediğini sağlamaya yetmeyebilir. Yukarıdaki tartışma doğrultusunda, belgeyi inceleyen bankalar, belge olumsuz bir denetim sonucunu yansıtsa bile taahhütlerine sadık kalmakla yükümlü olacaktır. Bankalar, sunulan belgenin içeriğinin “yalnızca belgelere dayanarak ve ilk bakışta” belgenin işlevini yerine getirip getirmediğini ve akreditifte veya diğer gerekli belgelerde belirtilen verilerle çelişip çelişmediğini değerlendirmelidir (bkz. UCP 600, Madde 14); bu durumda malların fiili denetim sonucu uygunluk tespitinde önem arz etmez.

“Dolandırıcılık İstisnası”

UCP 600’ün 4. (Akreditifler ve Sözleşmeler), 5. (Belgeler ve Mallar, Hizmetler veya Performans), 14. (Belgelerin İnceleme Standardı) ve 34. (Belgelerin Etkililiğine İlişkin Sorumluluk Reddi) Maddelerinde atıfta bulunulan akreditifin dayanak sözleşmeden bağımsızlığı ilkelerinin, “dolandırıcılık istisnası” olarak adlandırılan kural ile sınırlı olduğu unutulmamalıdır. Alıcılar, satıcının dolandırıcılık nedeniyle ödeme almaya hak kazanmadığını kanıtlayabildikleri ölçüde, sözleşmeye uygun olmayan mallar aldıklarını veya satıcının sözleşmeyi ihlal ettiğini düşünürlerse bir bankanın yükümlülüklerini yerine getirmesini engellemeye çalışabilirler. “Dolandırıcılık istisnası” ile ilgili hususların çözümü UCP 600’de değil, yerel hukukta düzenlenmiştir. Örneğin İtalya’da, dolandırıcılık veya hile (dolo) istisnası ancak açık ve tartışmasız kanıtlar —sıvı, nesnel ve belgelenmiş kanıtlar— mevcut olduğunda ileri sürülebilir. Dolayısıyla, bir müşteri/borçlu, yalnızca İtalyan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 700. Maddesi uyarınca yetkili yargı makamından acil bir karar alması halinde bankanın ödeme yapmasını engellemeye çalışabilir.

UCP 600’ün 12b ve 7c Alt Maddeleri

Tamlık açısından, UCP 600’ün, uygun sunumu doğru şekilde kabul eden veya müzakere eden (peşin ödeme yapan) atanan bankaları koruduğu belirtilmelidir. 7c Maddesi şöyle der:

“Açan banka, uygun sunumu kabul eden veya müzakere eden ve belgeleri açan bankaya ileten atanmış bankaya ödeme yapmayı taahhüt eder. Kabul veya vadeli ödeme yoluyla kullanıma sunulan bir akreditif kapsamında uygun sunumun tutarı için ödeme, atanmış banka vadeden önce peşin ödeme yapmasa veya alım yapmasa dahi vade tarihinde ödenir. Açan bankanın atanmış bankaya ödeme yapma taahhüdü, açan bankanın lehdara karşı olan taahhüdünden bağımsızdır.”

Bu hüküm, UCP 600’ün 12b Maddesi ile ilgilidir:

“Açan banka, bir bankayı bir poliçeyi kabul etmek veya vadeli ödeme taahhüdü altına girmek üzere atayarak, o bankaya, kabul edilen bir poliçeyi veya o banka tarafından verilen vadeli ödeme taahhüdünü peşin ödeme veya satın alma yetkisi verir.”

Böylece, atanmış banka “atama uyarınca hareket ederken” yaptığı tüm peşin ödemeler, açan banka tarafından varsayılan olarak yetkilendirilmiş sayılır. Bu düzenleme, yerel hukuk uyarınca geçerli bir neden tespit edildiğinde —bu neden ancak atanmış bankanın peşin ödemesinden sonra ortaya çıkabilir (örneğin mallardaki dolandırıcılık)— açan bankanın, başvuranın hesabından para çekilmesini ve atanmış bankaya ödeme yapılmasını engellemek üzere yerel yargı makamlarının (başvuran tarafından başlatılan) vade tarihinde ödeme yapmama yönünde bir kararı bulunması durumunda, iki banka arasındaki ilişkiyi korumayı amaçlar. Esasen bu hüküm, kurallara uygun olarak lehdara karşı yükümlülüklerini doğru şekilde yerine getiren atanmış bankayı, yerel yargı makamlarının açan bankaya karşı verebileceği olası bir ihtiyati tedbir kararından korur ve tüm peşin ödemelerin bankanın kendi inisiyatifiyle değil, açan bankanın açık ve zımni talimatı doğrultusunda yapıldığını teyit eder.

Sonuçlar

Özetle, uluslararası ticarette kullanılan finansal araçların (akreditifler ve uluslararası banka teminat mektupları) kendine özgü nitelikleri ve düzenlemeleri göz önüne alındığında, uluslararası satışlarda riskleri en aza indirmeye yönelik çözümlerin maddi ibarelerle değil, mutlaka aracın kendisi içinde tanımlanması gerektiği açıktır. UCP 500 ile karşılaştırıldığında önemli bir yenilik olarak kabul edilen UCP 600’ün 7. ve 12. Maddelerindeki hükümlerin, yazarın görüşüne göre, akreditifin dayanak sözleşmeden bağımsızlığı ilkesini ve özellikle belgelerin “yalnızca belgelere dayanarak” incelenmesi ilkesini güçlendirmektedir.

D. Del Sorbo

İtalyanca Orijinal Metinden Çevrilmiş ve Uyarlanmıştır:
https://www.studiodelsorbo.it/crediti-documentari-on-the-basis-of-the-documents-alone/ 

 

Bu Maddede Atıfta Bulunulan Kurs Üniteleri:
Akreditif Temelleri
İleri Akreditif Yönetimi
Teminat Mektupları ve Banka Teminat Mektupları
Uluslararası Sözleşmeler
Ticari Finans Dolandırıcılığını Önleme

Bu Maddede Atıfta Bulunulan Programlar:
Ticari Finans Diploması

 

 

0 yorum

Yorum bırakın

Yorumların yayınlanabilmesi için onaylanması gerektiğini lütfen unutmayın.